Öncelikle maliyet getiriyor denilebilir. Ancak bu maliyet için yatırım yapmaya değer olduğu da söylenebilir. Çünkü SD formata göre daha kaliteli bir görüntü getiriyor. Öncelikle film çekimlerinde HD kısa vadede maliyetli gibi görünse de uzun vade de bu maliyetini büyük ölçüde amorti edecektir.
Çünkü, film bobinlerinin maliyetini, efektlerin eklenebilmesini, işlenebilmesi gibi post prodüksiyon işlemlerini düşündüğünüzde, HD’nin doğrudan işlenebilirlik ve kullanılabilirlik ( en azından filme göre) yeteneğini unutmamak gerekir.
Film ile HD görüntü kalitesi konusunda ise, HD belki kalite olarak şu an için filme yaklaşamaz ancak, artık HD’nin de belli bir kaliteyi içerdiğini de ihmal etmemek gerekir.
HD ile ilgili çalışmaların 30-40 yıl önce başladığını, ancak neden bugüne kadar belli bir standarda ulaşamadığı konusunu ise, bazı ülkelerin kendi standartlarını diğer ülkelere kabul ettirme (çünkü teknoloji satan kültürünü de beraberinde pazarlar), mevcut yayın iletim hatlarının SD tabanlı olması, HD’nin önceki yıllarda ki ileri teknoloji maliyeti nedeniyle evlerde yaygın olarak kullanılamaması gibi nedenlerden dolayı belli bir altyapıya oturtulamadığı belirtilebilir. Bunların aşıldığı günümüzde artık; HD’nin geleceğin formatı olacağını söylemek mümkün.
Türkiye’ de ise, küçük çaplı yayın yapan bir iki yayını saymazsak, HD’nin gelişmesi için en az bir 10 yıla daha ihtiyaç var. Çünkü, mevcut iletim hatları, kanalların SD yaptığı yatırımların geri dönüşümü için bu süreyi 10 yıl olarak belirttim. HD yayının yapılması da kendi başına bir anlam ifade etmiyor. Çünkü; bu yayının alınabilmesi için HD televizyonlara da ihtiyaç var. SD yayının yapıldığı bir ortamda HD televizyondan, insanları sünmüş, uzamış olarak izlemek, gerçek bir yayıncılıkmış gibi algılanmamalıdır.