Geçtiğimiz haftalarda Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi bir programa davet ettiğinde fark ettim ki ben hala diplomamı almamışım. Aslında tek başına bu olay bile İletişim Fakültesi diplomasının para etmediğini gösteriyor. Tam 15 yıldır sektördeyim, ilk tercihim ve çok önemseyerek girdiğim İletişim Fakültesi’nden 14 yıl önce mezun oldum ama hala diplomamı almadım. İşin ilginci çalıştığım hiçbir medya kuruluşu da bana diploma sormadı.
Belki TRT gibi bir kamu kuruluşuna başvursaydım sorulurdu ama özel sektör için öncelikli olan hangi okuldan mezun olduğunuz değil gazetecilik formasyonuna sahip olup olmadığınız.
Türkiye’de ki iletişim fakültelerinin ya da eski adıyla Basın Yayın Yüksek Okulu’nun sektörün ihtiyaçlarına ne kadar cevap verdiği kadim bir tartışma konusu. Belki çeyrek asır önce de aynı tartışmalar yapılıyor. Bugün de aynı tartışma yapılıyor. İşin ilginci bunca tartışılan bir konu olmasına rağmen somut adımlar atılmamış olması da bize özgü bir durum olsa gerek.
Bir medya yöneticisi olarak işe yada staja eleman alırken önceliği iletişim fakültesi mezunu olmaya veriyor muyum? Maalesef hayır. Hatta mümkünse çalıştırmayı düşündüğüm alanla ilgili bir lisans eğitimi almasını tercih ediyorum. Diploması muhabiri olacaksa siyasaldan ya da uluslararası ilişkilerden, yargı muhabiri olacaksa da hukuktan mezun olmasını tercih ediyorum. Bu durum benim tercihim değil. Şartlar böyle.
Çünkü iletişim fakülteleri hiçbir konuda sizi uzman yapmıyor. Her şeyden biraz biraz gösteriyor. 4 yıllık eğitimin sonunda belki onlarca ders almış oluyorsunuz ama muhtemelen sadece başlıkları hatırınızda kalmış oluyor. Dolayısıyla bu işin mektebinden gelen gazeteci adayı eğitimini aslında mesleğin içinde fiilen yapıyor.
Belki de iletişim fakültelerini bu noktada yeniden dizayn etmek şart. İlk iki yıl genel derslerin verilmesinden sonra son iki yılı uzmanlaşmak istediği alanda daha detaylı bir eğitime tabi tutulabilir. Böylece işe başladığı zaman bir yılı oryantasyon süreci olarak harcamamış olur. Tabi bu önerim kamu üniversiteleri için. Çünkü özel sektör her alanda olduğu gibi eğitimde de devletin çok önünde. Bugün özel üniversitelerin iletişim fakültelerinden mezun öğrenciler bariz şekilde üstünler.
Peki kamu – özel farkını bilmeyen yada şartlar gereği iletişim fakültelerine giren bir öğrenci ne yapacak? Yol yakınken dönerse ne ala. Dönmüyorsa da önündeki 4 yılı kendi imkanlarıyla düzenlemeli. Nasıl olsa dersler kolay ve boş vakit de bol.
Maalesef iletişim fakültesi mezunları en güçlü olması gereken alanda; genel kültürde çok zayıflar. Bu durum da okuma yapılmadığının göstergesi. 27 Mayıs darbesini 12 Mart muhtırasını, 12 Eylül’ü yüzeysel olarak bile bilmeyen nice stajyerler gelip geçti haber merkezlerinden.
Pratikte karşılaşılan en büyük sorunlardan birisi de ‘gazetecilik’ kavramıyla ilgili. Gerek mesleğe yeni başlayan gazeteci adaylarında gerekse de yıllardır bu sektörde çalışan ve belli bir seviyeye gelmiş muhabirlerde ‘merak’ yok. Gazetecilik öncelikle merak etmek ve sorgulamaktır. Fakat günümüz muhabirlerinin en büyük eksikliği bu. Hadiselerin arkasına, görünmeyen yüzüne bakmak gibi bir düşünce pek yok. Bunu yapan muhabir de zaten hemen ayrılıp kendisini fark ettiriyor.
* Bugün Gazetesi Ankara Temsilcisi
Cihan Haber Dergisi:Sayı 28