ARAŞTIRMANIN GENEL DEĞERLENDİRMESİ
Araştırmadan elde ettiğimiz bulgular, televizyon kuruluşlarının yayınladığı haberlerin, kamuoyu üzerindeki etkisi ile ilgili olarak oldukça önemli bilgiler sağlamıştır.
Bu bulgulardan ilki, televizyon izleyicilerinin (kamuoyunun) üçte ikisinden fazlasının, düzenli olarak her gün televizyonda haber izlediğidir. Geriye kalan 1/3’lük grubun yarısından fazlası ise, haftada birkaç gün televizyon haberlerini izlediğini ifade etmiştir ki, bu durum, televizyon haberlerinin kamuoyu üzerindeki etkisinin anlaşılabilmesi için temel bir veri olmuştur. Televizyon haberleri kamuoyuna, tanımadığı dış dünya ile iletişim kurmak ve kendi dünyası dışındaki bu dış dünyayı kavramak ve anlamak konusunda önemli bir katkı sunmaktadır.
Bulgularımızdan ikincisi, kamuoyunun günde ortalama 2 saat kadar televizyon haberi izlediğini göstermektedir. Bu grup, tipik televizyon izleyici grubudur. Bu grubun dışında kalan ve televizyonu ağırlıklı olarak haber izlemek için tercih eden bir grubun varlığı da araştırmada karşımıza çıkmıştır ki, bunlar, günde ortalama 3 saatten başlayarak, 7 saatten daha fazla bir süre ile televizyonda haber izlediğini ifade edenlerden oluşmaktadır.
Bir üçüncü bulgumuz, kamuoyunun haber kanallarını tercih etme nedeni olarak, “doğru, güvenilir ve gerçekçi” haber verme anlayışını öne çıkarmaktadır.
Dördüncü bulgu olarak, beğenilmeyen haber programı içeriği gelmektedir. Buna göre kamuoyu, öncelikli olarak belli haber programlarını içeriğinde çok fazla magazin haberi olması nedeni ile beğenmediklerini ve seyretmediklerini ifade etmiştir. Buradan çıkardığımız sonuç, yayıncı kanalların tahminlerinin aksine, kamuoyunun, magazin içerikli haberleri seyretmediğidir.
Beşinci ve çok önemli bir bulgu, kamuoyunun, televizyon kanallarının tamamının ya da bazılarının, kendilerine siyasi ve fikri olarak uzak olan kişi ve inançları olumsuz göstermek için, kasıtlı olarak olumsuz haber yayınladığı kanaatine sahip olmasıdır. Bu görüş, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar yüksek sayıda katılımcı (toplam % 69) tarafından ifade edilmiştir.
Araştırmada elde edilen altıncı bulgu, kamuoyunun, televizyon haberlerinin yalan, yanlış ve eksik haber içerdiği yolundaki kanaatleridir.
Yedinci bulgu, televizyon haberlerinin içeriğinde yer alan haber konuları açısından elde edilmiştir. Kamuoyunun % 29.9’u televizyonda cinsel şiddet konulu (taciz, tecavüz vb.) bir haber yer aldığında, duyduğu rahatsızlık nedeniyle haber kanalını değiştirdiğini ifade etmiştir. Buradaki bir başka önemli bulgu ise, kamuoyunun önemli bir çoğunluğunun (% 17.5) magazin haberleri ve ünlü kişilerin ilişkileri ile ilgili haber yayınlandığında, duyduğu rahatsızlık nedeniyle kanalı değiştirdiğini ifade etmiş olmasıdır.
Araştırma konusu haber görüntüleri tekrarlandığında, yukarıdaki bulguları da destekleyen çok daha çarpıcı ve uyarıcı sonuçlar elde edilmiştir. Televizyon haberlerinde yer alan görüntülerle ilgili olarak yapılan bu değerlendirmede, kamuoyunun % 28.1’i, cinsel şiddet mağdurlarının görüntüleri yayınlandığında, rahatsız olduğu için kanalı değiştirdiğini ifade etmiştir. Buradaki ikinci önemli bulgu, magazin haberlerinin ve ünlü kişilerin ilişkileri ile ilgili haberlerin yayınlanması durumunda duyduğu rahatsızlık nedeniyle (% 19.6) kanalı değiştirdiğini ifade etmesi olmuştur.
Bu sonuçlara dayanarak, kamuoyunun, televizyon haberlerinde cinsel ya da başka bir alanda (okullarda şiddet, aile içi şiddet) gerçekleşen şiddet haber ve görüntüleri ile magazin haberleri ve ünlü kişilerin ilişkileri ile ilgili haberleri görmek istemediğini açık bir biçimde ifade etmek mümkündür.
Bir başka çok önemli bulgu, çocuklar ve haber görüntüleri arasındaki ilişki ile ilgilidir. Bu konuda elde ettiğimiz bulgular, ebeveynlerin ya da çocukları gözleyen diğer aile büyüklerinin neredeyse tamamının, haber programlarında yer alan görüntülere şahit olan çocukların bu görüntülerden olumsuz biçimde etkilendiğini ve bunu belli edecek davranışlar (çığlık atma, korkma, utanma vb.) gösterdiğini ifade ettiğini ortaya koymaktadır. Kamuoyunun yaklaşık % 55’i, çocuklarının haber programında yer alan görüntüler nedeniyle, bir şekilde olumsuz etkilendiğini ifade edecek davranışlar gösterdiğini söylemiştir. Burada, araştırmaya katılanların % 39’unun bekâr olduğu dikkate alınırsa, neredeyse çocuğu olan her ebeveynin bu olumsuz etkiden bahsetmiş olması gerçeği karşımıza çıkmaktadır.
Araştırmadan elde edilen bir önemli bulgu da, Türkiye’yi uluslararası alanda güç duruma düşürebilecek haber ve görüntüler konusunda ortaya çıkmıştır. Kamuoyu, bu konuda haber alma hakkını koruma eğilimli bir kanaat ve eğilime sahip olarak bulunmuştur. Başka bir ifade ile, % 80’e yakın bir çoğunlukla kamuoyu, bu haberlerin verilmesi gerektiğini, ancak tekrar tekrar yayınlanmasının uygun olmadığını ya da haberlerin verilebileceğini, ama görüntülerin yayınlanmaması gerektiğini ifade etmiştir.
Yukarıdaki bu bulguyu destekleyen bir başka bulgu ise, haberlerin sunuluş şekline ilişkin olarak elde edilen bulgularda gözlenmektedir. Bu bulgulara göre kamuoyu, görüntülerin tekrar tekrar yayınlanmasından ve “az sonra” türünde haber sunumdan rahatsızdır ve bu rahatsızlık, göz ardı edilemeyecek bir çoğunluk tarafından ifade edilmiştir.
Olumlu bir bulgu olarak vurgulayabileceğimiz şey, kamuoyunun, televizyon haberlerinde yer alan içeriğin/bilgilerin haber değeri taşıyan konulardan oluştuğuna ilişkin kanaatidir.
Televizyon haberlerinin ülke ve dünya gündemini yeterince yansıtmadığı görüşü, yüksek sayılabilecek bir grup tarafından ifade dilmiştir.
Olumsuz görünen bu sonuçların yanı sıra, kamuoyu, televizyonların, haberleri gününde ve zamanında seyirciye ulaştırdığını düşünmektedir.
Bu bulgulara ek olarak ifade edebileceğimiz birkaç önemli bulgu daha bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla, televizyon haberlerinin halkın ruh sağlığı üzerinde olumsuz etki yaptığı -ki, daha önceki veriler tarafından desteklenmektedir-; televizyondaki haberlerin meslek ahlakına uygun olarak hazırlanmadığı ve televizyon haberleri hazırlanırken kamu yararı gözetilmediği konusundaki olumsuz kanaatlerdir.
Bu konuda kamuoyunun yayıncı kanallara yönelik değerlendirmesi ise, haber programları hazırlanırken izlenme kaygısını dikkate almamaları ya da eğer gerekli ise, belli ölçüler içerisinde izlenme kaygısını dikkate almaları gerektiği biçiminde ortaya çıkmıştır.
Araştırmadan elde edilen bir başka önemli bulgu, siyasetçilerin birbirleri ile ilgili olarak sarf ettikleri olumsuz ve eleştirici sözlerin televizyon haberlerinde tekrar tekrar ve defalarca yayınlanmasının toplumun ve siyasetin gerilmesine neden olduğu konusundaki kanaatlerdir. Kamuoyu, bu tür haberlerin bu anlayışla (tekrar tekrar ve defalarca) yayınlanmasını onaylamadığını ifade ederken, belli ahlaki değerlerin de bu yayınlar sırasında gözetilmesi gerektiğini düşünmektedir.
Araştırmada buna benzer bir sonuç, siyasetçiler dışındaki tanınınmış kişilerle ilgili olarak da elde edilmiştir. Buradaki tanınmış kişilerden kastedilen, spor kulübü başkanları, sanatçılar vb. kişilerdir. Kamuoyu, bu kişilerin birbirleri hakkındaki olumsuz sözlerinin ve eleştirilerinin de tekrar tekrar ve defalarca yayınlanmasını onaylamadığını ve toplumun gerilmesine neden olduğunu düşünmektedir.
Kaynak: RTUK