Sinemanın büyük ustalarından Akira Kurosawa 1910'da Tokyo'da doğdu. Orta öğrenimini yarıda bıraktıktan sonra bir sanat okuluna girdi ve Batı tarzı resim yapmaya başladı. Bu arada 19. yy Rus edebiyatı üzerine incelemeler yaptı. Önemli ödüller kazanmasına karşın ressamlıktan vazgeçti.1936'da bir gazete ilanına başvuran Kurosawa, yönetmen yardımcısı olarak sinema dünyasına girdi. Yedi yıl, 2. Dünya Savaşı Japonya'sının önemli yönetmenlerinden Yamamoto Kaciro'ya asistanlık yaptı, bu dönemde kusursuz bir senaryo yazarı olarak adını duyurdu.
Kurosawa'nın yönetmenliğini yaptığı ilk film senaryosunu kendisinin yazdığı 1943 yılında çekilen Sugatu Sanşiro oldu. Daha sonra sinema dünyasının en önemli yapıtlarından çoğuna imza attı. İkuru-Yedi Samurai-Sanjuro-Kızıl Sakal-Deri Uzala-Kagemusha-Ran filmlerinden bazılarıdır.
Sinemasının özellikleri:
"Hergangi bir şeyin nasıl görüntüleneceğine karar vermeden önce ilk düşündüğüm, onu görüntülerken nasıl geliştireceğimdir. Bunu yaptıktan sonra, onu en iyi biçimde nasıl görüntüleyeceğimi
-hangi açıdan hangi aydınlatmayla vb-düşünürüm. Kullandığım her teknik neyin görüntüleneceğine bağlı olarak değişir. İstenen görüntüyü yakalamak için ayrıntılı olarak ne istediğimi, yalnız kameramana değil tüm ekibe anlatırım. Ama her zaman benden daha iyi fikirleri olanların önerilerini de alırım."
Kurosawa'nın en önemli ölçütü, görüntülenecek olan objenin dış gerçekliğidir. Bu titizliği, çekimler sırasında zaman zaman aksamalara neden olur. Bir çekimde uzun odaklı merceklerin çivi başlarını göstermesi, uzun aksamalar meydana getirmiş, bir başka çekimde çay fincanlarında gerekli lekeyi oluşturabilmek için içlerine çay doldurarak bekletmiş, bir başka çekimde devasa açık bir sette, gerektiği gibi olmadığına inandığı bir çatı yüzünden bütün seti yıktırmıştı.
Görüntülenecek nesnenin geliştirilmesi ve daha gerçek gibi gösterilmesinden sonra, Kurosawa,
onun nasıl çekileceğine karar verir. Şunları hesaplar: Öyle bir yolla çekilmeli ki çekimin anlamı yoğunlaşmalı, yapılan eylemde tasarruf sağlanmalı, kompozisyonun kendisi sahneye yorum getirmeli.
Bir çatışma ya da takip sahnesi çekiliyorsa, Kurosawa genellikle doly kullanır. "Hızlı sahne hızlı çekilmeli" ye inanır. Böylece pek çok kaydırmalı çekim; kesmelerle birbirini izler. Öte yandan ağır bir sahne genellikle, tek ve uzun bir çekimden oluşur. Sahne eğer kuşku, gerilim taşıyorsa, çoğu kez çevrinme kullanır. Sahne sürprizli bir durum içeriyorsa önce kahraman üzerindeki etkisini görürüz sonra kesme yada çevrinmeyle tepkiye neden olan nesneyi yada olayı öğreniriz.
Bunlar çeşitlenebilir ve pek çok yönetmen tarafından da zaten kullanılmaktadır. Ama Kurosawa'nın bu teknikleri kullanışındaki Kurosawa'ya özgü nitelik, onun bu teknikleri keskin kullanımından ve yaptığı eklentilerden doğar. Kanlı Taht'ın ormandaki kaybolma sahnesinde çok hızlı kaydırmalar vardır. Ön plan zaman zaman çalılar, sarmaşıklar ve ağaç kütükleriyle kaplanır. Böylece bunlar bazen atlıları örter bazen görünmelerine olanak tanır. Kurosawa bunun nedenini şöyle açıklıyor:
"Ben seyircide kahramanların tuzağa düşmüş olma duygusunun aynısını üretmek istedim.
Kurosawa, eylemde tutumla olmak için tek bir ipucu kullanır. Bu kimi zaman kameranın içinde gezinebileceği denli büyük bir oda kimi zaman ise vantilatör gibi küçük bir nesne yada kameranın sürekli olarak etrafında dolaşacağı bir sehpa olabilir. Kurosawa tek bir nesneyi değişik yer ve açılardan çekerken diyalog sürer ve üç boyutlu görsel bir yapı elde edilir. Eylemdeki tutumluluğu Kurosawa bazen de tek bir sahne etrafında toplu eylem kullanarak elde eder. Örneğin aynı çerçeve içinde yerleştirir.
Kurosawa'nın en gözde kompozisyonu iki yada fazla kişinin başka başka yönlere bakarken konuşmayı sürdürmeleridir. Yojimbo,bu tür düzenlemelerle doludur. Bunu Kurosawa bir tehlike duygusu oluşturmak için (düşman etraftadır, tüm yönler gözlenmelidir) kullanır.
Kurosawa kameranın diğer olanaklarını da amacı doğrultusunda kullanır. Örneğin, yavaşlatılmış ve hızlandırılmış hareket. Yedi Samurai'de başta delinin, sonda serseri samurayların ölümleri, Kanlı Taht'da Bey'in merdivenlerden yuvarlanmasında yavaşlatılmış hareket sözkonusudur. Geniş açılı merceklere de ağırlık vererek özel etkilerinden yararlanır.
Kurosawa, zaman zaman, aynı çerçeveyi bir çok kez basarak "kamerayı durdurur". Bazen ise oyuncuları durdurur ve böylece gerçek ama hareketsiz bir görüntü elde eder. Sabit kareyi hem geçmiş özlemi ile ilgili anımsamalar hem de sunulan görüntünün "gerçekten daha gerçek" görünmesi için kullanır.
Kurosawa sinemasal noktalamaları kendine özgü biçimde kullanır. Ona göre eğer bir sahneden ötekine geçiş kesmeden öte bir şey gerektiriyorsa bunun en uygun yolu silmedir. Eğer yumuşaklık gerekliyse bunun yerini kararma alır. Erime ise genellikle önemli bir zaman süresinin geçtiğini gösterir. Yalın kesmeler sekans içinde en yararlı yöntemdir. Bu tekniklerin seçimini Kurosawa laboratuvarda yapmaz, hepsi daha baştan kararlaştırılmış, senaryoda yer almıştır. Dolayısıyla filmin kamera çalışmasının esaslı bir parçasıdırlar.
Bütün bunlar az yada çok saptandıktan sonra Kurosawa çekime hazırdır. Çekim sırasında en az üç kamera kendiğilinden çalışır, çekim yapar. Ama bu çok kesin bir kural değildir. Bazı durumlarda tek yada 9 kamera kullanılabilir. Kameraların çok hafif ve hareketli olması gerekir. "Çünkü" diyor Kurosawa'nın kameramanlarından biri olan Takai Saito "sıradan bir yönetmen sahneyi beğenmezse oyuncuların yerini değiştirir ama Kurosawa kameraları hareket ettirir.
Normal olarak yönetmen kameranın yanında oturur ama Kurosawa daima iki yada üç kamera arasında gidip gelir. Bir çekimde öteki yönetmenlere oranla en az 4 misli fazla yürür.."Kurosawa son filmlerinde iki üç dakikalık genel çekimlere ağırlık vererek oyuncuların olabildiğince doğal oynamalarına olanak sağlamaya çalışıyor.
Normal standartlar 50-70 mm iken, Kurosawa genellikle bir kamerada 500 mm ötekinde 350 mm odak uzunlukluk merceklerle çalışır. Onun kullandığı bitmiş film oranı 1'e 20'dir.Bazı televizyon filmlerinde bu oran 1'e 500' e dek çıkabilir.
Kurosawa'nın çekim yöntemleri (özellikle mercek kullanımı) aydınlatmada sorunlar meydana getirmektedir. Oyuncuların ve setin, tek değil üç kameraya göre aydınlatılmaları gerekir. Telefoto mercekler öteki merceklere oranla daha yüksek ışık düzeyi gerektirir. Işıkçılardan birinin anlattığına göre, Kurosawa'nın ekibi çekimler sırasında "yokan" adını verdikleri bir yansıtıcı geliştirmişler.(Yokan, Japonya'da fasulye ezmesinden yapılan şekerin adı.) Böylece olağanın üç misli fazla ışık şiddeti gerektiren bu mercekleri rahatlıkla kullanma olanağı doğmuş.
Kameraman şunları da ekliyor:
"Kurosawa'nın çalışma ilkesi şudur: perdede görünen herşey önem taşır. Bu nedenle biz f:4.5'lık bir sahne için f:22 ile çekim yapmak durumunda kalırız ve bu da gündüz çekimlerimiz için bile, pek çok yönetmenin gece çekimlerinden fazla ışık gereksinimi doğurur.
Türkay Koç-Kamera Dergisi